buluşma noktanız  .

     
 

24 Mayıs 2018 Perşembe

 

  Üye Girişi  
  e.posta adresiniz
 
  Parola       
 
  Unuttum?   
Üye olmak istiyorum
 
 

 
  Makaleler

 

  OLCULERIMIZ
Merhabalar.. yazıma başlamadan KALANAS VADISI uyelerine ve misafirlerine sevgilerimi sunarım. İnsanı hayatta değerli kılan bir takım değerler vardır. İnsan o değerleri üzerinde taşıdığı ölçüde üstün vasıflara ulaşır. Günümüz dünyasında kendi değerlerine sahip çıkan insan çok az sayıdadır. İnsan düşünen bir varlık olduğu için güzel ve büyük düşünebildiği ölçüde değer kazanır ve insan ideallerinin büyüklüğü ölçüsünde büyür. Ölçülerimizin kaybolduğu şu günlerde insanın kendini sorgulaması, yaşadığı hayatta ve düşüncelerinde ne gibi bir kıymet ölçüsü olduğunu gözden geçirmesi gerekmektedir. Özellikle lüks semtlerin caddelerine bakınca bunu çok çabuk görebiliyoruz. Ölçüsüz hareket etme bir meziyet halini almış gözüküyor. Artık bizim de ölçülerimiz kaybolmaya yüz tutmuştur. Herkes ihtiraslarına göre hareket etmekte, insan hayatını değerli kılan milli ve dini ölçülere kayıtsız kalmaktayız. Bence milletimizin en büyük hastalıklarından birisi ölçülerini, değer yargılarını yitirmesidir. Hep iddia eden oluyoruz. Ortaya bir şey koyamadığımız için hep iddialarla hareket ediyoruz. Ben sucuyum, ben şeyciğim... bana böyle desinler, aman beni böyle bilsinler... desinler bizim hayat ölçümüz olmuş. Yani bizim doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin, helal-haram, milli-gayr-ı milli gibi ölçülerimizin doğruluk derecesi nedir, veya hayatımızda gerçek manada bu ölçülerimizi koruyabiliyor muyuz? Kitle kültürünün (popüler kültür) kasırga gibi esip geçtiği günümüzde hep biz başkalarına uyuyoruz. İstediğimizden değil. Uyumak zorunda hissettiğimizden. Eğer siz modaya uymazsanız dışlanırsınız. İnsanlarımızda bu korku var zaman zaman bu durum aydınımızda da görülmektedir. Çünkü kitle kültürü kendini kabul ettirebilmek için insanları toplumun dışlaması ile tehdit eder. Hayattaki kıymet ölçüsünü kaybetmiş olan insanımızda bu kültürün bir taşıyıcısı olur. Aynı HIV virüsü gibi. Ve sonra tüketen üretmeye, bol bol konuşan fakat hiç düşünmeyen varlıklar halini alırız. Dalından kopan yaprak misali kitle kültürünün estirdiği yöne doğru salarız kendimizi. Kıymet ölçüsünü yitirmiş insanlarda şahsiyet aranmaz. Bütün büyük fikir adamlarının hayatlarına dikkat edecek olursak onların hayatlarında bir ölçü bulabiliriz ve onları bu noktaya getiren de ölçüleri olmuştur. Yunus Emre, Mevlana bugün hala yaşıyorsa bunu o çok sağlam ve değişmez ölçülerine bağlamak yanlış olmaz. Peki bizim Müslüman Türk olarak ölçülerimiz ne olmalıdır. Günümüz aydınlarının işte bu ölçü sorunu var, gerçek aydınlarla müstesna Aydınlarımızın ya ideoloji insanı olmuşlar, ya yukarıdaki ölçülerle birlikte milli ve dini ölçülerini de kaybetmiş olarak müşahede ediyoruz. Kendisine ölçü verememiş bir aydının nasıl olurda koskoca bir millete ölçü vermeye kalkar hayret doğrusu. Onun için Kıbrıs’ı verelim kurtulalım, Türkmenlerle ilgilenmeyelim sonra abimiz kızar (Amerika), Orta Asya’daki Türklerle ilgilenmeyelim biz Batı’ya uymaya çalışalım vs. hep bu gibi görüşler ölçüsüzlüğün dışa yansımasıdır. Eğer bizim bu idrak zayıflığımız olmasa idi Batı’nın yükselişini bizim ise çöküş sebeplerimizi iyi tetkik eder gerekli reçeteler hazırlayabilirdik. Yoksa maymun gibi taklit etmeye çalışmazdık. Bu durumda olmamızın en büyük sebebi ezberciliğe dayanan eğitim politikamız olsa gerek. Eğitim anlayışımız; kişileri düşünmeye sevk etmeyen, hayatta taşıması gereken ölçülere göre değil de kendi ihtiraslarına göre hareket eden canlılar topluluğu haline getiriliyor. Düşünmeniz ve fikir üretebilmeniz için sizin tarihi, lisani, coğrafi, dini, edebi gibi alanlarda derin bir bilgiye sahip olmanız gerekir. Bugün Kıbrıs ve Türkmen meselelerine vakıf ne kadar insanımız var. Herkes bir şeyler söylüyor, bilen de konuşuyor bilmeyende... ölçülerimizi kaybettiğimizden ve nefsani arzumuzdan dolayı hemen hemen her şeyi eleştirmeye kalkıyoruz. Düşünmeden konuştuğumuz için geçmişte bu millete mal olmuş kişilere pervasızca dil uzatma hakkını kendimizde görüyor milli ve dini meselelere karşı son derece lakayıt hareket ediyoruz. Dünyaya ait ihtiraslarımız mabutlaştıracak kadar kendimizden geçtiğimiz için amaç olması gereken tavır ve düşüncelerimizi nefsani arzularımızı tatmin edebilmek için araç yerine koyuyoruz. Ölçülerimizin bozukluğu yüzünden yaptığımız iyi kötü her hareketi mubah görüyoruz. Eğer bizler ihtiraslarımız için harcadığımız emeğin bir kısmını şahsiyetli, ne yaptığını bilen, kendi ölçülerini yerine oturtmaya çalışmaya harcasaydık, ne devletimiz bu halde olurdu, ne milletimiz, ne dilimiz... Birkaç dakikada olsa şöyle bir nefs muhasebesi yapıp kendi değerlerimizi sorgulayalım. Acaba pusulamız doğru istikameti gösteriyor mu diye. Acaba pusulanız maddi ve manevi ihtiraslarınızı mı, yoksa hakikaten milli ve dini ideallerinizi mi gösteriyor ? Efendim pusulanızın şaşmadan hep doğruyu göstermesi dileklerimle.
 Ekleyen  : Kalanas - (Halil Velioglu) Tarih  : 02.05.2007

 

Makaleye yapılan yorumlar
  Yorum
Türkiye'de modernleşme, batılılaşma uğruna öz değerlerimizi yitiriyoruz, öz değerlerimizden uzaklaşıyoruz.Türkiye geleceğinin teminatı olan gençliği düşünüyorum zaman zaman Çoğunlukla da umutsuzluğa kapılıyorum.Gençlik nereye koşuyor;Uyuşturucu bağımlısı, hap müptelası, kısa yoldan köşe dönmek için olmadık yanlış şeyler yapan, okul önlerinde birbirlerini bıçaklayan, izledikleri TV. Dizilerinden etkilenerek mafya babası olmaya çalışan, dinledikleri şarkılardan yola çıkarak, intihar etmeye bile kalkışan bir gençlik tablosu.
Evet Halil abi çok güzel bahsettin ve özetledin Allah sizi bizden eksik etmesin yazılarınızı, heyecanla ve zevkle okuyoruz.
 
Adı Soyadı  : Sedat VELİOGLU Tarih   : 02.05.2007 NO:112