buluşma noktanız  .

     
 

19 Temmuz 2018 Perşembe

 

  Üye Girişi  
  e.posta adresiniz
 
  Parola       
 
  Unuttum?   
Üye olmak istiyorum
 
 

 
  Makaleler

 

  YÜZYILIN TAKİYESİ
Roma’da attıkları imzayla egemenliği önemli ölçüde AB’ye devreden, BOP eşbaşkanlığıyla dış politikada ABD’ye teslim olan, ekonomiyi IMF’nin emrine terk eden Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ü sandık korkusu sardı. AKP’nin liderleri, şimdi “mağdur rolüyle” oy istiyor.
AKP, AB’ye devrettiği egemenlik üzerinden mağdur rolü oynuyor


ErdoĞan ve Gül’ün iktidarları döneminde AB’ye uyum adı altında çıkarılan yasalarla milli egemenlik adeta delik deşik edildi. AKP Hükümeti, ABD’nin de teşvikiyle başta madenler ve topraklarımız olmak üzere Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan anlaşmalara imza attı.

İSTE İSPATI
Tarih 29 Ekim 2004 Roma. Türk düşmanı Papa X. Innocenzio’nun heykelinin dibinde kurulan masaya Tayyip Erdoğan (solda) ve kardeşi Abdullah Gül birlikte oturdu. Türk milleti, Türkiye’de Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken, Erdoğan ve Gül, İtalya’da Hıristiyanların alkışları altında milli egemenliği önemli ölçüde AB’ye devreden imzayı attı.


Devir için Anayasa değişti
İktidara gelir gelmez AB’nin dayatmalarını hayata geçirmeye başlayan AKP Hükümeti, yargı bağımsızlığını tehlikeye sokacak ve egemenliğin devri anlamına gelecek değişiklikler yapmıştı. Özellikle Anayasa’nın 90. maddesine konulan şu ifadelerle uluslararası anlaşmalar Türk kanunlarının üstünde sayılmıştı: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
(Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.)
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”


Egemenlik takiyesi!
AKP, dün AB’ye devrettiği egemenliği, bugün “millete vermiyorlar” diyerek mağduru oynuyor.

Bütün hesaplar 22 Temmuz seçimleri için yapılıyor
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 29 Ekim 2004’te Roma’da, Avrupa Birliği Anayasası’na imza atarak kayıtsız şartsız millete verilen egemenliği, AB’ye devretmişlerdi

“Egemenlik, hiçbir mana, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez”
Mustafa Kemal Atatürk


Siirt’te okuduğu bir şiir yüzünden hapse giren, cezasını tamamladıktan sonra “mağdur edildim” propogandası yaparak, 3 Kasım 2002 seçimlerinde yüksek bir oy alan Başbakan Erdoğan, aynı taktiği devreye soktu. Egemenliği ve içişlerimizi AB’ye havale eden, “BOP’un eşbaşkanıyım” diyerek dış politikayı ABD’ye bırakan, ekonomiyi ise IMF’nin insafına terk eden Başbakan Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçim sürecini bahane ederek egemenlik takiyesi yapmaya soyundu.

Gece yarısı kararları
Son bir yıldır, muhalefet partilerinden ve sivil toplum kuruluşlarından gelen “Köşk seçimi için uzlaşma yapalım”, “Cumhurbaşkanını halk seçsin” gibi taleplere kulak tıkayarak, “Cumhurbaşkanı TBMM’den seçilecek ve AKP’li olacak” diyen Başbakan Erdoğan, hesapları Anayasa Mahkemesi’nden dönünce milleti hatırladı. Kötü yönettiği bir seçim sürecinden karlı çıkmak için düğmeye basan Erdoğan, önce gece yarısı aldığı bir kararla erken seçim sürecini başlattı. Ardından da “Anayasa Mahkemesi ve ana muhalefet partisi, çoğunluğa tahakküm etti, cumhurbaşkanlığı sürecini kilitledi” diyerek mağdur rolüne soyundu.

Çoktan gitti
Oyuna milleti de dahil etmek isteyen Erdoğan, daha önce reddettiği teklife can simidi gibi sarıldı ve “Egemenlik kayıtsız şartısız milletin ise, biz de milletin hakemliğine başvurur ve cumhurbaşkanını halka seçtiririz” diyerek Anayasa değişikliklerinin TBMM’den geçirilmesini sağladı. Başbakan Erdoğan, bu değişikliklere karşı çıkanları ise “Milletten kaçmakla ve milletin egemenlik haklarına saygısızlıkla” itham etti. Oysa Başbakan Erdoğan, AB uyum sürecinde altına imza attığı anlaşmalarla “egemenliği” çoktan AB’ye devretmişti. Başbakan’a yakın isimler ise bu deviri itirafları ile bizzat doğrulamışlardı.(yenicaggazetesi.com.tr)
 Ekleyen  : nev - (Nevzat VELİOĞLU) Tarih  : 15.05.2007

 

Makaleye yapılan yorumlar
  Yorum
EMPERYALİZMİN MASKELİ SÜVARİLERİ
 
Adı Soyadı  : Halil Velioglu Tarih   : 03.10.2010 NO:251

 

  Yorum
Bilderberg İstanbul’da

Dünyanın en gizemli toplantısı 2008, 31 Mayıs'ta Türkiye'de masaya yatırılacak. Gündem Türkiye, İran ve enerji...

Lüks bir otelin toplantı salonunda bir avuç insan... Bir köşede Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz; diğer köşede Wall Street Journal, New York Times gibi gazetelerin patronları... Kraliçeler, başbakanlar, dünya ekonomisine yön verenler... Ellerinde puro ve viskiler ile söz alarak etkileyici konuşmalar yapan bu kişiler, Bilderberg toplantıları adı verilen 3 günlük organizasyonda bir sonraki yılın gündemini oluşturuyor. Tony Blair, Bill Clinton gibi isimlerin ülkelerinde lider olmadan hemen önce bu toplantıya katılmış olmaları, Bilderberg’de Irak savaşına karar verildiği iddiaları, yıllardan beri “Bilderberg dünyaya yön veriyor” tartışmasına yol açıyor.

AB kapısı açılır mı?
Adını 1954’te ilk toplantının yapıldığı Hollanda’daki Bilderberg otelinden alan ve sonuncusu Kanada’da yapılan organizasyon bu yıl 31 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşiyor. Ottawa’daki son zirveye Türkiye’den Egemen Bağış ve Ümit Boyner’in de bulunduğu 6 kişi katıldı. Sızan bilgiler, İstanbul zirvesinin gündem maddelerinin İran’a olası operasyon, enerji politikaları ve Türkiye’nin AB süreci olacağını gösteriyor. Bilderberg kaynakları 32 yıl sonra Bilderberg’in Türkiye’ye dönmesini, “AB kapılarının aralanması sinyali” olarak değerlendiriyor. 2006 yılında da katılımcılar Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini çok hararetli bir şekilde tartışmıştı.

CIA ve MİT koruyacak
Toplantıya katılan kişilerin korunması zirvenin yapıldığı ülkenin istihbarat servisi ile CIA’ya ait. MİT yetkilileri ile Amerikan istihbarat temsilcilerinin önümüzdeki hafta Türkiye’ye gelip koruma planlarını hazırlaması bekleniyor. Otelin çevresi basının yaklaşmasını engellemek için 1 kilometre öteden çembere alınıyor. Bugüne kadar 28 ülke ve 15 uluslararası organizasyondan 2000’in üstünde kişi Bilderberg’e katıldı. Toplantı sonunda sonuç bildirisi yayınlanmak bir tarafa dursun, katılımcıların toplantı salonuna kağıt kalem sokması bile hoş karşılanmıyor.

3 soruda Bilderberg
* Bilderberg nedir?
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve ABD arasındaki ilişkileri ve ortak strateji belirlemek amacıyla oluşturulan Bilderberg grubu, 53 yıldır toplanıyor. Katılımcı 130 dolayında.

* İçeride ne konuşuluyor?
Tutanak tutulmadığı, notlar toplantıdan sonra yakıldığı ve katılanlar gizlilik sözü verdiği için bu konu spekülasyonlardan ibaret. Ancak katılımcıların ekonomi ve siyasete yön veren en önemli isimler olduğu düşünüldüğü zaman komplocuların “Dünyaya yön veren elit klüp” yakıştırması pek de uçuk değil.

* Müslüman dünyası neden soğuk bakıyor?
Bilderberg fikrinin oluşumunda etkin rol oynayan Joseph Retinger adındaki sosyoloğun aynı zamanda bir Yahudi Haham olması İslami kesimin toplantıları “semitist” görmesine sebep oldu. 16.05.2007 http://www4.gazetevatan.com
 
Adı Soyadı  : Nevzat VELİOĞLU Tarih   : 16.05.2007 NO:127

 

  Yorum

TAYYIP ERDOGANÀ BILDREBERG MEKTUBU
Eğer Bilderberg Grubu'nun saklayacak bir şeyi yoksa; o zaman toplantının tam metnine ulaşmamız gerekiyor. Bu yüzden bağımsız Türk basını bu toplantıya katılmalı SAYIN BASBAKAN TAYYIP HOCAAAA; Ben Holland'da yaşayan bir Türkum Bilderberg Grubunun; bu yılki toplantılarını, 31 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da yapacaklarını öğrendim. Bu gruptan 1993yılından beri haberdarım ve son 14 senedir faaliyetlerini takip ediyorum. Bir çok kaynağa göre; 1954 yılında eski bir Nazi S.S. subayı olan Hollanda Prensi Bernhard tarafından kurulduğu günden bu yana; Bilderberg Grubu gizli bir Nazi politikası olan Yeni Dünya Düzeni'ni yaratmaya çalışıyorlar. Bu seneki toplantıya katılması muhtemel isimler Paul Wolfowitz; Dr. Henry Kissinger ve Donald Rumsfeld : * Paul Wolfowitz; Savunma Bakan Yardımcısı olarak Irak savaşının mimarlarındandı ve hala PNAC üyesi (Project for New American Century - Yeni Bir Amerikan Yüzyılı Projesi). PNAC; 9/11 olayından bir sene önce, politikalarını gerçekleştirmek için, Pearl Harbour benzeri bir katalizör vaka gereğini dileğinde bulunan bir yeni-muhafazakar(neo-con) düşünce kuruluşu. Mr. Wolfowizt şu anda yolsuzluk suçlamaları yüzünden sorgulanıyor ve Dünya Bankası Başkanlığı'ndan istifa etmesi isteniyor. * Bilderberg Grubu'nun yönlendirici komitesinin üyesi olarak muhtemelen Dr. Henry Kissinger da bu toplantıya katılacak. Dr. Kissinger; 1969-1973 yılları arasında 500.000 Kamboçyalının ölümüne sebep olan (Menü Operasyonu) 600 yasadışı bombalama görevini uygulayan ve bu uygulamayı savunan bir kitle katilidir. ABD Anayasası'na göre bu ABD Kongresi tarafından onaylanmayan yasadışı bir bombalama kampanyasıydı. 1972 Ekiminde Kuzey Vietnam ile bir barış anlaşması sağlanmasından iki ay sonra; Güney Vietnamlıları memnun edecek bir halkla ilişkiler egzersizi olarak 11 gün boyunca bir gösteri bombalaması gerçekleştirmek için 129 B-52 bombardıman uçağını görevlendirdi. Hem ABD'nin eski Endonezya büyükelçisi David Newsom, hem de üst düzey bir CIA yetkilisi 1975 5 Aralıkta Dr. Kissinger'ın, Başkan Ford ile birlikte Endonezya Başkanı Suharto ile bir toplantı yaptığını teyit ediyorlar. Bu toplantıda konuşulanların metinleri; Endonezya'nın daha sonra Doğu Timur'u istilasına yeşil ışık yaktığını gösteriyor. Bu 100.000 Timurlunun katline neden oldu ve ABD'nin silah ticareti ile ilgili yasalarına aykırıydı. Yakınlarda; bir Fransız savcısı Dr. Kissinger hakkında Şili'deki kitle katliamları; Akbaba Operasyonu ve General Augusto Pinoşe olaylarındaki ABD'nin dahli ile bağlantılı olarak tevkifname çıkardı. Kendisi hala bu çağrıya uymadı ve tevkifnameden kaçıyor. * Bilderberg üyelerinden Donald Rumsfeld bir diğer PNAC üyesi ve Irak savaşının ana mimarlarındandı.Bilderberg toplantılarının müdavimlerinden biri olarak; İstanbul'daki toplantıya katılması olası. Başlıca kaygılarım ve dolayısı ile size sorularım şunlar : a) Neden; Paul Wolfowitz, Henry Kissinger ve Donald Rumsfeld gibi savaş tüccarlarının; Türklerin bilgisi ve onayı dışında İstanbul'da gizli bir toplantı yapmasına izin veriliyor? b) Türk gazeteleri neden İstanbul'da gerçekleşecek bu olayı tartışmıyorlar? c) Bu tarz elit beyinler ve savaş tüccarlarının gizli bir toplantısı olası bir yeni savaş rantı yaratmak ile sonuçlanacaktır. Bu yüzden; İran'la yaklaşan savaşı planlamak için toplanıp toplanmayacaklarını bilmek isterim? Türkiye'yi bir sonraki savaşta bir satranç taşı olarak mı kullanacaklar? Ayrıca; "Nükleer Silahlar ve Dış Politika" kitabında yazdığı üzere Dr. Kissinger bir savaş durumunda nükleer silah kullanımına karşı olmadığını belirttiğine göre, bizi bir nükleer savaşa dahil edecekler mi? d) Bu toplantıya davet edilen gazetecilerden biri Cengiz Çandar. Fakat benim kanaatim kendisinin bu toplantıyı tamamen aklayacağı yönündedir. 2003 Irak Savaşı sırasında Paul Wolfowitz'in yakın arkadaşı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi konuşmacılarından biri olarak ; Çandar'ın Bilderberg'e olan sadakati dolayısı ile bu konferanslara davet edildiği ve Bilderberg taraftarı yazılar yazacağı ortada. Bu nedenle; kendisinin bu seneki toplantılar hakkında yapacağı değerlendirmelere inanılmaması gerektiğini düşünüyorum ve Türklerin kendi ülkelerinde neler olduğunu öğrenmesi için bağımsız Türk gazetecilerin toplantıya katılmasını istiyorum. Yaklaşmakta olan Bilderberg toplantıları hakkında Türk gazetelerindeki tartışma eksikliğinden, bu toplantıları çevreleyen yüksek gizlilik ve inkardan, bu toplantıların şeffaflık eksikliğinden ve Bilderberg Grubu'na karşı Türk insanlarının gösterdiği duyarsızlıktan dolayı tamamen irkilmiş durumdayım. Dünyanın en güçlü savaş tüccarları tarafından burnumuzun dibinde gizli bir toplantı gerçekleştiriliyor. Bu bir çılgınlıktır. Bir Türk vatandaşı olarak; benim hükümetimin benim bilgim ve onayım olmadan bu gizli toplantının Türk topraklarında gerçekleşmesine izin vermesinden rencide olmuş durumdayım. Bu nedenle sizden bu sene İstanbul'da gerçekleşecek Bilderberg toplantısında gazetecilik adına tam şeffaflık talep ediyorum. Eğer Bilderberg Grubu'nun saklayacak bir şeyi yoksa; o zaman toplantının tam metnine ulaşmamız gerekiyor. Bu yüzden bağımsız Türk basını bu toplantıya katılmalı. Bu mümkün değilse; Türk milletinin bir hizmetkarı olarak size, Bilderberg toplantısına izin vermemenizi istiyorum. Bir kamu hizmetkarı olan sizden; bu açık mektupa olan cevabınızı 10 gün içinde bekliyorum. Saygılarımla
WWW.Kalanasvadisi.com
 
Adı Soyadı  : Halil Velioglu Tarih   : 15.05.2007 NO:125