buluşma noktanız  .

     
 

24 Eylül 2018 Pazartesi

 

  Üye Girişi  
  e.posta adresiniz
 
  Parola       
 
  Unuttum?   
Üye olmak istiyorum
 
 

 
  Makaleler

 

  BOLUMLU HALKININ TIKKATINE


SAYGI İLE DUYURULUR: AMAÇ: Son Birkaç ay içinde Bölümlü Belediyesi yetkilileri ve onun çığırtkanlığını yapanlar, önceleri dedikodu şeklinde daha sonra da televizyon kanallarını da kullanarak yayın yolu ile şahsıma yönelik yalan ve yanlış beyanlarla sürdürdükleri yıpratma kampanyasına cevap vermek ve salondaki dinleyicilerin gözünün içine bakarak yalan söyleyerek dinleyicileri yanıltmakta olduğunu yemin ederek söylemeye başlayınca 07/07/2006 Cuma günü saat 14.00 da Belediyemiz toplantı salonunda yapılan toplantı da sözüm kesilerek dışarı çıkartılmam üzerine iş bu bildiriyi yazma !üzumu hasıl olmuştur. İZAHI: Özellikle görevinin ehli olmayan bazı insanlar kendi beceriksizlerinden kaynaklanan kusur, kabahat veya başarısızlıklarını örtrnek için başkalarını suçlamaları ve yalan söyleyerek milleti yanıltmayı alışkanlık haline getirmeleri yeni bir şey değildir. Bu gibi insanlar zaman zaman muhtelif kisveler altında ve muhtelif vesilelerle ,tüyü bitmemiş yetimin hakkını ve devlet malını yağmalamayı da ihmal etmezler ve de bu eylemlerini marifetmiş gibi sunarak böbürlenirler. Oysaki kamu adına yetki kullanan makam ve mevki sahiplerinin öncelikle dürüst olması, tüyü bitmemiş yetimin , vatandaşın ve devletin hak ve menfaatlerini kollayan kamil insan olması beklenir. Kamil insan yaptığı icraatın hesabını bugün kanun önünde yarin emri hak vuku bulduğunda ALLAH indinde verebilen insanlardır. HUKUKİ SEBEPLER: Bilimnelidir ki hak hukuktan doğar ve kanunla güvence altına alınır. Hakkın tespitinde o zamanın hukuk kurallarına uyulup uyulmadığına bakılır. O tarihte uygulanan mevzuat zaman içinde ve çeşitli sebeplerle değişmiş ve hatta yürürlükten kalkmış olsa dahi günümüzde hakkın tespitinde geçerliliğini muhafaza eder. Zira hakkı doğuran sebepler ortadan kalkmış değildir. ÖRNEK: Kedimden beri (öncesi bilimneyen tarihten beri) malik sıfatı ile tarım arazisi "tarla" olarak kullana geldiğimiz ANBELA mevkiindeki arazi daha sonra Rumi 1274 tarihinde çıkartılan arazi kanunnamesi hümayunu' na dayalı olarak düzenlemniş, vergileri verilmiş, liva veya -kaza idare meclislerince onaylamnış 1289 yoklama tarihi Osmanlı dönemi tapularına dayalı olarak hak iddia ettiğim bu arazi , görevinin ehli olmayan ancak kanun gücünü kullanma yetkisine sahip kişilerin hatalı tespitle orman vasıflı olarak maliye hazinesi adına tescil edilmiş olması hukuktan doğan haklarımı ortadan kaldırmayacağı gibi üçüncü şahıslara da tasarruf yetkisi vermez. O nedenle maduriyetimin önlemnesi için maliye hazinesi ve orman genel müdürlüğü aleyhine açtığım iki ayrı dava devam etmektedir. Daha önceki alışkanlıklarının devamı olarak bu arazi üzerine mıcır tesisi kurması ne derece hakka, hukuka ve kanunlara uygundur? Bu kanunsuz işlerin çığırtkanlığını yaparak sayın Belediye Başkanına çanak tutanlarda başkan kadar suçlu değimlidir? Bahse konu mıcır tesisinin kurulması aşamasında (ve gerekse başkan adaylığı döneminde) böyle bir tesisin buraya kurulmasının kanuna aykırı olduğunu söyledim. Bana şenyüzler den burayı satın aldığını daha sonrada orman idaresinden 49 yıllığına kiraladığını söyledi. Ken isine lisanı münasiple bizim burada yaklaşık 30 dönüm arazimiz olduğunu halen davalı olduğumu söyledim. Mahkeme ve keşif aşamasında kanıtlayıcı belge olarak sunduğum Osmanlı dönemi tapularımı bu araziye uygulayabilmek ( Abli ke edebilmek) için tapulanmın sınır olarak gösterdiği sınır işaretlerine (han, yol, duvar ve sınır taşları gibi) dokunulmamasını söyledim. Ancak benim bu tavsiyem dinlemneyerek Belediye başkanının emriyle kepçe Operatörü Ferhat ŞEKER tarafından bu sınır işaretleri karartıldı ve yok edildi. Bunun üzerine Of Asliye hukuk mahkemesinden durumun tespitini istedim. Keşif yapılarak durum tespit edilmiştir. Diğer taraftan Of Mal Müdürlüğüne ve Orman Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı dilekçeyle başvurarak söz konusu davalı araziye mıcır tesisi kurma veya kiralama için bir işlem yapılıp yapılmadığını yazılı olarak sordum. Her iki kurumdan da gelen cevabi yazılarda mıcır tesisi kurulmasına izin vermedikleri gibi kiralama işlemi de yapmadıklarını bana yazılı olarak bildirdiler. Burada benim amacım atalarından kalan 30 dönümlük arazimizi Orman olmaktan kurtarmaktır. Şimdi bu noktada geçmişi hatırlayarak düşünelim. Kendi kusur, kabahati ve başarısızlıklarını örtrnek için Belediye ilgilileri ve onun çığırtkanlığını yapanlar hangi yalan ve yanlış ifadeleri kullanarak halkımızı yanıltıp aleyhime yönlendirdiklerini ve itibarımı hangi sözlerle reneide ettiklerini ve beni 07/0712006 Cuma günü yapılan toplantıda konuşturmayarak sözümü kestikleri ve dışarı çektiklerini daha iyi anlayabiliriz kanaatindeyim.] Belediye yetkililerinin bu kanunsuz işlemleri karşısında Orman İdaresi Of Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuş ve Cumhuriyet savcılığı söz konusu mıcır tesisinin MÜSADERESİ ni ve Belediye ilgililerinin ayrı ayrı cezalandırılması için iki ayrı dava açmıştır. Bu iki davada halen devam etmektedir. Bilindiği gibi taşınmaz malların ( Ev, arsa, arazi, tesis gibi) mülkiyetlik belgesine tapu denilir. Ye o taşınmazın kime ait olduğu geçerliliği olan tapu ile kanıtlanır. ŞİMDİ SORUYORUM: 1. Mülkiyetlik belgesi yani tapusu Belediyemiz adına tescili olmayan bir taşınmaz mülk nasıl Belediyenin olur? 2. Mülkiyeti Belediyemize ait olmayan bu mıcır tesisine ne kadar para harcanmıştır.? Ye bu para nereden ve nasıl temin edilmiştir? 3. Bölümlü Beldesi Belediyesi adına mıcır tesisi yaptıracağım diye halkımızdan bağış yolu ile ne kadar para toplanmıştır? Ye halkımızdan alınan bu paralar Belediyemiz kasasına girmişmidir? 4. Of Sulh ceza Mahkemesi Of Cumhuriyet savcılığının açmış olduğu iki ayrı kamu davasında dava konusu edilen mıcır tesisinin MÜSADERESİ ne karar verilirse Belediyemizin zararı ne kadar olacaktır.? 5. Kanuna aykırı bir şekilde fuzuli işgal edilen bu yerle ilgili olarak Abdullah Velioğlu'nun Maliye Hazinesi ve Orman Genel Müdürlüğünün aleyhine açtığı davaları kazanması halinde açacağı zarar, ziyan ve tazminat davalarının bedelini kim ödeyecek ve Belediyemiz ne kadar zarara uğratılmış olacaktır.? 6. 07/07/2006 Cuma günü saat 14.00 da Belediyemiz toplantı salonuryda bir kısım halkımızın katıldığı toplantıda Belediye başkanı faaliyetlerini anlatırken Devlet Ormanlarına yol yaptırdığı cihetle övünüp böbürlendiği toplantıya katılanların malumudur. Sormak lazım: Hazine adına tescili yapılan Ormanlar Devlet Ormanı olup Bu Ormanlara ve Orman içindeki mal varlığına 70 milyon insanın bu cümleden olarak tüyü bitmemiş yetimin hak sahibi olduğunu devlet Ormanlarında Ekonomik değeri olan ağaç v.b. emtiadan özel kişilerin yararlanması için yapılan bu yollar ve ona yardımcı olanlar bu gün kanun önünde yarın emri hak vuku bulduğunda ALLAH indinde sorumlu olmuyorlar mı? Böyle bir icraatın yapılmasında Allah rızasından bahsedilebilir mi? Allah rızası için yaptım denilebilir mi? Diyenlerin Allah rızası anlayışından şüphe ederim. 7. Başta Bölümlu Belediyesinin ilgili personeli olmak üzere Belediyemizden nemalanan ve Belediye yetkililerinin çığırtkanlığını yapan bir kısım insanlar yalan ve yanlış beyanlar aleyhime sürdürdükleri yıpratma kampanyasında itibarımı rencide etmelerinin muhasebesini aklı sekı im sahibi sayın komşularımızın temiz vicdanlarına saygı ile arz ediyorum. 08/07/2006 ABDULLAH VELİOĞLU
 Ekleyen  : Kalanas - (Halil Velioglu) Tarih  : 11.09.2007

 

Makaleye yapılan yorumlar
  Yorum
Riyakar İnsanlar

insanlar, riyayı sanat olarak algılamaktadır. Bu gün bir kişinin yanında söylenen sözler, bir başka gün bir başkasının yanında farklı söylenmektedir. Bu da son derece tehlikelidir. Bu bir fitnedir. Fitne ise ‘insanlık katliamı’ ile eş değer tutulmuştur. Çünkü çıkarılan bir fitne, yapılması gereken bir çok güzelliğin önüne set çekebilir ve telafisi mümkün olmayan sonuçların oluşmasına neden olabilir.
İnandığı gibi davranmayan, özü sözü bir olmayan ve kısa adıyla riyakar dediğimiz insanlar vardır ki bunlarda son derece tehlikelidir. Hele hele bu insanların toplumda söz sahibi olarak görülmesi ise gerçekten büyük bir insanlık ayıbıdır. Biz toplum olarak riyakar insanlardan çok zarar görmüş durumdayız. Örneğin seçilen bir Baskanin riyakarlığı, o beldenin ve insanının zor durumda kalmasına neden olmaktadır. Her yere giderek ‘Benim beldemde sorun yok’ diye caka satan bu baskanin, ‘sorunlar yumağı halinde ki beldesinin sorunsuz gibi göstermesi’ riyakarlığın taa kendisidir.
Bu nedenle bizler, belde insanlari olarak etrafımızda yaşayan riyakar insanlara dikkat etmemiz gerekir. Riyakarlıkla insanları araklamaya çalışan sözde bu insanlara fırsat vermememiz, toplumsal huzur için önemlidir. Bu konuda duyarlı insanlara önemli vazifeler düşmektedir. ‘Had bildirme’ insanların anladığı gibi kaba güçle her zaman sağlanmaz. Had bildirme kimi zaman yapılan bir davranışla da sağlanabilir. Riyakar insanın, riyakarlık kokan bir konuşmasına şahit olan bir insan ‘Lütfen…” diye başlamalı ve gerekli uyarıları yapmalıdır.ORNEK OLARAK ABDULLAH VELIOGLUnu ORNEK ALMALIYIZ.Sagilar sunarim
 
Adı Soyadı  : Halil Velioglu Tarih   : 10.10.2007 NO:145

 

  Yorum
A. VELİOĞLU söz konusu olan yerde hissedarı olduğu arazilerden bahsediyor. elindeki tapular bütün olduğu için yaklaşık 30 dönüme denk geliyor ve hissedarı olduğu arazinin tamamını savunma hakkına sahiptir.


tapu tescili yapılıp, veraset intikali yapıldıktan sonra kullanımında olan arazinin dönümünden bahsedilebilir. en azından bi iki kitap okumuş biri bunu bilir.


bir şahısa ait gayrimenkulun hesabını tutmak ancak hak sahibine veya mirasçılarına düşer hangi şartlarla mirasçı olunacağı medeni kanunda ve miras hukukunda belirtilmiştir böyle bi durum söz konusuysa hukuki yol açıktır.. başkasına ait bir gayrimenkulun savunulup savunulmayacağı hisse sahibi olmayan kişilere düşmez.


bu kadar cahilce bi yorumun bi öğretmenden gelmesi üzücü bir durum bence
 
Adı Soyadı  : evrim velioglu Tarih   : 22.09.2007 NO:138

 

  Yorum
Sayın Abdullah Velioğluna sormak lazım.
Bahsettiği yerde 30 dönüm arazisi olduğunu söylüyor. AMBELA nın toplamı 30 dönüm yok acaba bizim ordaki arazilerimizide bunun içinemi sokuyor.
Yoksa bizi çok düşündüğü için bizden izin almadan bizim arazilerimizi ormandan kurtarmaya mı çalışıyor.
Herkes biliyor ki ve hatta herkesin elinde eskiden kalma tapuları mevcuttur. Ona ait olan arazinin halen yerinde durduğu malumdur.
Sınırların kaldırıldığını söylüyor herhalde hoşuna gitmiştir. Yoksa arazisini
30 dönüme nasıl çıkartacaktı.
Ambelada sadece kendine ait olan arazisi için dava açabilir. Bizim adımıza herhangi
bir şikayette bulunma hakkına sahip değildir.
Bölümlüde yaşayan biri olarak orada yapılan hizmetleri beğendiğimi emeği keçenlerede teşekkür ederim.
Bana göre yapılan mücadele yanlıştı. Orada esas yapılması gereken tesiste olsun belediyenin bünyesinde olsun mahalleden kaç evladımıza iş sağlayabilirdik. Bu olmalıydı. Ne yazıkki yerler gitti ama mahalleden bir kişi bile işe sokulamadı.
Sebeb olanların iyi düşünmesini öneririm
teşekkür ederim.
Ömer Veli
Öğretmen
 
Adı Soyadı  : Ömer Veli Tarih   : 13.09.2007 NO:136