buluşma noktanız  .

     
 

19 Aralık 2018 Çarşamba

 

  Üye Girişi  
  e.posta adresiniz
 
  Parola       
 
  Unuttum?   
Üye olmak istiyorum
 
 

 
  Haberler

 

  Bankalar şeffaf ya reel sektör
Bankaların kredi vermemesi, verilenleri geri çağırması tartışılırken BDDK Başkanı, başka bir noktaya dikkat çekti: Türkiye’de en şeffaf sektör bankacılık. Ama bazı reel sektör firmaları için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

Reel sektörün son dönemde kredileri erken çağırmakla ya da kredi vermeyi zorlaştırmakla eleştirdiği bankacılık sektörüne, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin’den destek geldi.
Türkiye Ekonomi Kurumu’nun düzenlediği çalıştayda konuşan BDDK Başkanı, “Türkiye’de en şeffaf sektör bankacılık sektörü. Bankacılığın bilançosu benim bildiğim ile sizin bildiğiniz arasında hiçbir fark yok, en şeffaf bilançoya sahip. Ama bazı reel sektör firmaları için aynı şeyi söyleyebilir miyiz? Onu da sizin takdirinize bırakıyorum” dedi.
Banka ve reel sektörün birbirinin tamamlayıcısı olduğunu vurgulayan Bilgin, reel sektörün bu dönemi, bilançolarını şeffaflaştırmak için fırsat olarak görmesi gerektiğini dile getirdi. Tevfik Bilgin, son dönemde birkaç kötü örnek dışında, bankaların genel olarak çok sakin, istikrarlı bir yönetim anlayışı sergilediğini söyledi.

‘Sürpriz vergi olmasın’
Ülkenin geleceğinin önemli olduğunu, bu dönemde işbirliğinin çok önem taşıdığını kaydeden Bilgin, “Bankacılarımızın üzerine titremeliyiz. Bu dönemde özellikle bankacılığımızla ilgili, bankalarımız üzerine sürpriz vergiler çok olumsuz etki yapar” dedi.
Bankaların ekim, kasım, aralık aylarında, 16 milyar dolar ödeme yükümlülüğü altında olduğuna işaret eden Bilgin, “Gelecek yıl yapacağımız tüm bu ödemeler, 22 milyar dolar. Bu 3 aya sıkışması nedeniyle sistemde bir stres oluştu. Gelecek yıl çok daha rahat olacağız” diye konuştu.



‘Eğitim simülasyonla değil gerçek krizle’
Türkiye’de en genç bankacının 1994, 1997 ve 2001 olmak üzere 3 kriz tecrübesine sahip olduğunu anlatan Bilgin, Batılı ülkelerin birçoğunda bankacıların simülasyonla kriz eğitimi gördüğünü kaydetti.
Türkiye’nin bu avantajı iyi kullanmasını dileyen Bilgin, dezavantajları sıralarken de tasarruf açığı nedeniyle yurtdışından uzun vadeli borçlanmaya gidildiğini, talep daralmasının yurt dışındaki ihracatta sıkıntı yarattığını, reel sektörün yurtdışından doğrudan yüklü miktarda borçlanma yaptığını anlattı.



‘Türkiye’nin dış borcunu çevirme kabiliyeti azalacak’
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, çalıştayda hem bir konuşma yaptı hem de soruları yanıtladı. Dış borçlara ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, dış borcun önemli bölümünün özel sektöre ait olduğunu belirterek şunları söyledi:
“2001’deki durumla kıyasladığımızda kamu açık döviz pozisyonu açısından daha güçlü ama reel sektörün nisbi olarak döviz açık pozisyonu daha yüksek. Bolluk dönemi bitti. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dış borcunu çevirme kabiliyeti önceki yıllardaki gibi yüksek olmayacak.”

‘Sınırlı gevşeme’
Yılmaz, yaptıkları varsayımlar çerçevesinde Türkiye’nin 2009’da dış borç çevirme ihtiyacının daha az olacağını, olumlu bir gelişme olarak cari açığın azalacağını, ancak büyümenin de daha düşük şekilde gerçekleşeceğini kaydetti.
Krize karşı hazırlanan önlem paketlerine değinen Yılmaz, “Paketlerin maliyeti göz ardı ediliyor. Önlemlerin mali gevşemeye yol açacak harcama artışı ayağının göreli olarak sınırlı olması, kredi mekanizmasının etkin işleyişinin desteklenmesi ve güveni artıracak önlemlere ağırlık verilmesi Türkiye’de iktisadi faaliyete en büyük desteği sağlayacaktır” dedi.

‘Likidite veririz’
Sistemin ihtiyaç duyduğu likiditeyi gerektiği yerde, miktarda ve zamanda vermeyi sürdüreceklerini vurgulayan Yılmaz şöyle konuştu:
“Bankalarımızı, mali sistemi fonlamaya devam edeceğiz. Bir likidite sıkıntısı çektirmeyeceğiz. Dolayısıyla onların da bize güvenerek, fonlamanın akacağına, devam edeceğine inanarak reel sektörle ilişkilerini bu çerçevede düzenlemelerini öngörüyoruz.”



‘Her zaman yorgunum’
Durmuş Yılmaz, gazetecilerin, “Yoruldum, köyüme dönmek istiyorum” sözlerini anımsatarak, bunun küresel krizle mi ilgili olduğunu sorması üzerine, “Ben her zaman yorgunum” dedi.


‘Krizin psikolojik tarafı da var’
Krizde faizlerin yüksek olmasının iç talebe, büyümeye olumsuz etkilerinin nasıl aşılacağının sorulması üzerine Yılmaz, bu konuda güven artırıcı önlemler alınması gerektiğini söyledi.
Bunun bir maddi temeli bir de psikolojik tarafı bulunduğunu kaydeden Yılmaz, “Topluma o şekilde mesajları iletmeliyiz ki, insanlar erteledikleri taleplerini uygulamaya koymalı, harcamaya başlamalı. Gelecekle ilgili endişelerini ortadan kaldırmalıyız” dedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde ekonomiyle ilgili değerlendirmede bulunurken, Türkiye’deki krizin psikolojik olduğunu söylemişti.

‘ABD’de enflasyon çıkarsa...’
Türkiye’nin krizden dünyayla birlikte çıkacağını söyleyen Yılmaz şöyle dedi:
“Ne zaman çıkmaya başlayacağımız sorusunun cevabı da ABD’de. Konut sektöründeki fiyat düşüşlerinin durması, fiyatların tekrar artmaya başlaması, orada hafif bir enflasyonun başlaması elbet krizin sona erdiğinin işareti olacak.”

Krizden bunalan oyuna sığınıyor
Kriz hakkında birçok veri ve endeks bulunduğunu, ancak kendisinin bir takım başka göstergelere de baktığını ifade eden BDDK Başkanı şöyle dedi:
“Ankara’da OSTİM’de 6-7 aydır elektrik tüketimi giderek azalıyor. Bankaların çağrı merkezlerine gelen telefonlar şiddetli bir şekilde azalıyor. Bilgisayar oyun satışları çok yüksek bir oranda artıyor ve Milli Piyango biletlerinin yüzde 90’ı dün itibariyle satılmış... Bunlar da farklı göstergeler.”

‘Tefeciye rağbet artıyor’ uyarısı
Kriz sürecinde ‘tefeci faizin’ gündeme geldiğine dikkati çeken Bilgin şunları kaydetti:
“Şu anda piyasada 3 tür faiz bulunuyor. Birincisi Merkez Bankası faizi, ikincisi piyasa faizi ki normal dönemlerde Merkez Bankası faizi ile bankaların uyguladığı faizin birbirine yakın olması lazım, ama arada bayağı bir fark görüyoruz şu anda, bu da piyasadaki tansiyonu gösteriyor.
Yalnız bu dönemde üçüncü bir faiz daha çıktı. Bu her zaman olan bir faizdi ama biraz daha fazla gündeme geldi, tefeci faizi. Maalesef bu dönemde en aktif çalışan piyasalardan biri de tefeci piyasası ve faizleri de çok yüksek.”


 Ekleyen  : siyasetçi - (murat velioğlu) Tarih  : 29.12.2008

 

Habere yapılan yorumlar